GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Kültür-Sanat
16 Şubat 2026 Pazartesi 10:16

Konstantinopolis’in sessiz tan???: Karnak Dikilita??…

Karnak’tan Konstantinopolis’e uzanan haf?za ve Theodora’n?n gölgesi...  ?stanbul’un Sultanahmet Meydan?’nda duran M?s?r Dikilita??’na ço?u insan yaln?zca “turistik bir eser” gözüyle bakar. Oysa o ta?, sadece bir an?t de?ildir. O ta?, binlerce y?ll?k bir iktidar dilidir. M?s?r’?n kutsal gelene?ini, Roma’n?n görkemini ve Konstantinopolis’in yang?nlar?n? ayn? gövdede ta??r.

Bugün Hipodrom’un kalbinde yükselen bu granit dikilita??n hikâyesi, Roma’n?n bile do?mad??? bir ça?da ba?lad?.
Dikilita??n do?du?u yer, M?s?r’daki Karnak Tap?na?? oldu. Yakla??k MÖ 15. yüzy?lda, Yeni Krall?k döneminde hüküm süren Firavun III. Thutmose (yakla??k MÖ 1479–1425) ad?na dikildi. Üzerine i?lenen hiyeroglifler bir süs de?ildi; bir devlet ilan?yd?. “Ben kazand?m, ben fethettim, ben hükmettim” diyen ta? bir dildi.
Yüzy?llar geçti. M?s?r’?n gücü azald?. Roma yükseldi. Akdeniz bir Roma denizine dönü?tü. Eski tap?naklar ganimet say?ld?. Kutsal ta?lar, imparatorluk propagandas?n?n parças? oldu.
Ve bu dikilita?, bir gün yerinden söküldü.
Bu ta?? ta??mak yaln?zca mühendislik de?ildi; bir meydan okumayd?. Çünkü bu, Nil’in haf?zas?n? Roma’n?n ba?kentine götürmekti. Gemiler geldi, halatlar gerildi, ta? yerinden oynat?ld?. Denizler a??ld?.
Sonunda ta? Konstantinopolis’e ula?t?.

Roma’n?n do?udaki ba?kentine.
Bugün gördü?ümüz dikilita?, MS 390 y?l?nda ?mparator I. Theodosius taraf?ndan Hipodrom’un ortas?na dikildi. Alt?na yap?lan mermer kaide ise en az ta? kadar anlaml?yd?. Kaidede Roma kabartmalar? i?lendi: imparator locada oturdu, halk alk??lad?, yar??lar ba?lad?. Yani ta??n üstü M?s?r’d?, alt? Roma’yd?. ?ki imparatorlu?un dili tek bedende birle?ti.
Hipodrom ise bir e?lence alan?ndan çok daha fazlas?yd?.
Hipodrom, halk?n devlete sesini duyurdu?u yerdi. Maviler ve Ye?iller denilen fraksiyonlar yaln?zca taraftar gruplar? de?ildi. ?ehrin siyasi damarlar?yd?. Burada at yar??lar? yap?l?rd? ama as?l yar??, halk?n öfkesiyle saray?n gücü aras?ndayd?.
Ve bu ta?, bu gürültünün içinde her ?eyi gördü.
MS 527’de tahta ç?kan Justinianus da o ta??n gördü?ü imparatorlardan biri oldu. Justinianus’un hayali büyüktü: Roma’y? yeniden birle?tirmek, kaybolmu? Bat? topraklar?n? geri almak, Akdeniz’i yeniden Roma’n?n gölü yapmak.
Ama büyük hayallerin bedeli a??r oldu.
Vergiler artt?. Seferler para istedi. Halk?n s?rt? büküldü. Kapadokyal? Yuhanna maliyeyi yönetti, sertle?ti, tahsilat artt?. Tribonianus hukuk düzenini yeniden yazd?, ama halk bu düzeni adalet de?il bask? gibi alg?lad?. Üstelik ?ehirde dinî gerilim de büyüdü. Ortodoks çevreler ile Monofizitler aras?ndaki çat??ma, saray politikalar?n?n içine s?zd?.
??te bu ortamda, Roma tarihinin en s?ra d??? figürlerinden biri sahneye ç?kt?:
Theodora.

Theodora yaln?zca bir imparatoriçe de?ildi. O, Konstantinopolis’in alt s?n?flar?ndan saray?n zirvesine ç?km?? nadir bir kad?nd?. Babas? Hipodrom’da hayvanlarla çal??an bir bak?c?yd?. Ay? oynat?c?s?yd?.Theodora çocukken Hipodrom’un ba??r???n? duydu. Kalabal???n nas?l yükseldi?ini, nas?l dü?tü?ünü ö?rendi. Daha genç ya?ta sahneye ç?kt?. Dans etti. Güldü. Alk?? ald?. Fakat o alk??, bir sevgi de?ildi; bir tüketimdi.
Theodora bunu erken gördü.
Sonra bir gün Konstantinopolis’ten ayr?ld?. Hecebolus adl? bir adamla yola ç?kt?. Antakya’y? gördü. Suriye’nin ?ehirlerinden geçti. Afrika’ya ula?t?. Pentapolis civar?nda ya?amaya zorland?. Ama orada terk edildi. Bir kad?n için terk edilmek s?radan bir ac? gibi görünebilirdi. Fakat Theodora için bu, hayatta kalma dersinin en sert bölümü oldu.
Aya?a kalkt?.
?ehir ?ehir dola?t?.
Bazen aç kald?, bazen yaln?z kald?. Bir süre M?s?r’a gitti. ?skenderiye’de din adamlar?n?n çevresinde ya?ad?. Monofizitlerin ö?retilerini dinledi. Çölde rüzgâr?n ne kadar ac?mas?z oldu?unu gördü. Orada, saray?n bilmedi?i bir ?ey ö?rendi: insan yaln?zca iktidarla de?il, inançla da ayakta dururdu.
Theodora Konstantinopolis’e geri döndü?ünde art?k eski Theodora de?ildi.
O art?k yaln?zca “güzel bir kad?n” de?il, kat?ks?z bir iradeydi.
Justinianus onu gördü?ünde, saray?n bekledi?i gibi davranmad?. Theodora’y? saklamad?. Onu küçümsemedi. Hatta onunla evlenebilmek için yasay? de?i?tirdi. Çünkü o dönemde sahne kad?nlar?yla evlilik, saray çevresinde kabul edilemezdi.
Justinianus bu engeli kald?rd?.
Ve Theodora imparatoriçe oldu.
Bu olay, Roma’n?n toplumsal düzeninde bir k?r?lma yaratt?. Saray Theodora’dan nefret etti. Senatörler onu tehdit olarak gördü. Rahipler onu günah diye f?s?ldad?. Fakat Theodora geri ad?m atmad?. Çünkü o sarayda de?il, sokakta büyümü?tü. Saray?n entrikas? ona yabanc? de?ildi.
MS 532 y?l?n?n Ocak ay?nda Nika Ayaklanmas? patlad?.
Bu isyan bir gecede do?mad?. Y?llar?n vergisi, y?llar?n adaletsizli?i, y?llar?n yoksullu?u ve Hipodrom’un bitmeyen fraksiyon kavgas? birikti. Bir idam günü ipler koptu, iki mahkûm idam ediliyordu. Kalabal?k bunu Tanr?’n?n i?areti sayd?.

Maviler ba??rd?.
Ye?iller ba??rd?.
Ve ilk kez ayn? kelimeyi hayk?rd?lar:
“Nika!”
Zafer.
Kalabal?k Hipodrom’dan ta?t?. Sokaklara yay?ld?. Konstantinopolis yand?. Evler kül oldu, dükkânlar çöktü, kiliseler y?k?ld?. Ayasofya’n?n eski yap?s? alev ald?. Senatörler f?rsat kollad?, Hypatios’u imparator ilan etmeye kalkt?. ?syan art?k sadece bir halk patlamas? de?il, bir taht kavgas?na dönü?tü.
Justinianus korktu.
Kaçmak istedi.
Gemiler haz?rland?.
Ve o gece Theodora konu?tu.
Kaynaklar?n aktard??? o söz, yaln?zca bir cesaret cümlesi de?ildi; bir imparatorlu?u yerinde tutan kudretli bir duru?tu.
“?mparatorluk moru, en güzel kefendir.”
Theodora ?unu söyledi: kaçmak, tahttan vazgeçmekti. Tahttan vazgeçmek ise Roma’dan vazgeçmekti.
Justinianus karar?n? de?i?tirdi.
Belisarios ve Mundus Hipodrom’a asker soktu. Kap?lar kapand?. K?l?çlar indi. Kaynaklar?n verdi?i rakama göre yakla??k 30 bin ki?i Hipodrom’da öldü.

?syan bitti.
?ehir sustu.
Ama o sessizlik huzur de?ildi. O sessizlik korkuydu.
Justinianus bu felaketin ard?ndan Roma’n?n gücünü yeniden göstermek istedi. Bu yüzden Ayasofya’y? yeniden yapt?rd?. ?n?aat MS 532’de ba?lad?, MS 537’de tamamland?. Yeni Ayasofya, Roma’n?n “ben hâlâ buraday?m” deme biçimi oldu.
Theodora ise yaln?zca cesaretle de?il, politik hamlelerle de etkili oldu. Monofizitlere kar?? daha yumu?ak bir tutum ald?. Saray?n d??lad??? baz? dini gruplar? korudu. Kad?nlar için yasalar?n düzenlenmesinde etkili oldu?u söylendi. Fahi?eli?e zorlanan kad?nlar?n korunmas?, evlilik ve miras hukukunda baz? iyile?tirmeler, onun ad?n?n etraf?nda dola?an gerçekler oldu.
MS 548’de Theodora öldü.
Justinianus uzun süre ya?ad? ama art?k yaln?z kald?. MS 565’te öldü?ünde ard?nda yaln?zca sava?lar ve kanunlar de?il, bir kad?n?n gölgesini de b?rakt?.
Bugün Sultanahmet Meydan?’nda duran Karnak granit dikilita?? hâlâ yerinde durur.
M?s?r’?n güne?ini gördü.
Roma’n?n öfkesini gördü.
Nika’n?n yang?n?n? gördü.
Justinianus’un korkusunu gördü.
Theodora’n?n cesaretini gördü.
Ve insan ister istemez dü?ünür:
?mparatorlar ölür.
Kalabal?k de?i?ir.
?ehir yanar.
?ehir yeniden kurulur.
Ama ta? kal?r.
Belki de bu yüzden o dikilita?, ?stanbul’un ortas?nda yaln?zca bir eser de?il, tarihin sessiz tan???d?r.

(Hüsnü Çelebi'nin yaz?s?....)