GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Politika
20 Ağustos 2019 Salı 09:43

İzmir'in suyu da kirlenecek

CHP İzmir Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Av. Sevda Erdan Kılıç, “Türkiye’nin su kaynaklarının yüzde 40’na sahip olan Ege Bölgesi’nin cenneti Murat Dağı’nda açılması planlanan altın ve gümüş madenine ÇED olumlu raporunun verilmesi ve ardından yaşanan gelişmeler” ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, Murat Dağı’ndaki siyanürlü altın madeni projesine karşı çevre örgütlerinin yanı sıra, 60’a yakın kurum ile İzmir ve Eskişehir Büyükşehir belediyeleri, Kütahya, Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerinin de müdahil olduğu iptal ve yürütmeyi durdurma davasında Kütahya İdare Mahkemesi’nin atadığı bilirkişi heyetinin dün bölgede keşif yaptığını anımsattı. CHP’li belediyelerin yanı sıra AKP ve MHP’li belediyelerin de Murat Dağı'nda yapılacak siyanürlü altın madeni işletmeciliği için verilen ÇED olumlu raporuna karşı açılan iptal davalarına destek verdiğini belirten Av. Kılıç, “Bu da çevre ve doğayı koruma konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu, iktidar ve onun küçük ortağı konumundaki partideki aklı selim insanların bile bu doğa katliamına seyirci kalamadığını ortaya koymaktadır.” dedi.

İZMİR’İN DE SUYU KİRLENECEK”

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, Kütahya ve Uşak illerinin en yüksek dağı olan ve bu iki ilin doğal sınırını oluşturan Murat Dağı’nda yapılacak maden aramalarının sadece bu iki ilin sorunu olmadığını, çevre şehirleri de ilgilendirdiğini vurguladı. Murat Dağı’ndan çıkan birçok akarsu kaynağının çevre illere aktığını kaydeden Av. Kılıç, dağdaki olası bir doğa katliamının, Uşak ve Kütahya’nın yanı sıra İzmir, Eskişehir ve Bilecik gibi illerin de suyunu kirleteceğini ifade etti. Av. Sevda Erdan Kılıç, “Eğer maden arama çalışmaları başlarsa havamız, suyumuz, doğamız, hayvanlarımız, insanlarımız, yani her şeyimiz kirlenecek ve zehirlenecek. Bunu vicdan sahibi hangi duyarlı insan kabul edebilir?” diye konuştu.

CHP’li milletvekilleri olarak, hangi dağda veya ormanda çevreye ve doğaya zarar veriliyorsa orada hazır bulunduklarını söyleyen Av. Kılıç, “Hangi dağ efkarlıysa ordayız.” diyerek, her zaman için katledilen bir dağ, orman ya da yeşil alan gördüklerinde, buna sessiz kalmayacaklarını, her platformda protestolarını ve eylemlerini yapacaklarını, buna da kimsenin engel olamayacağını vurguladı. CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, sadece Murat Dağı’ndaki doğa katliamına değil, Kaz Dağları’nda yaşanan çevre katliamı ile Şirince’de yapılması planlanan mermer ocağına karşı da protestolarını dile getirdiklerini bildirdi.

Murat Dağı’nın, güneyindeki Banaz Çayı ile Büyük Menderes nehrine, kuzeybatısındaki Murat Çayı ile de Gediz nehrine su gönderdiğini belirten Av. Kılıç, dağın, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından 2003 yılında önemli bir bitki ve kuş alanı ilan edildiğini anımsattı. Av. Sevda Erdan Kılıç, Murat Dağı’nın, şifalı sıcak suları ve soğuk su kaynakları açısından nadir yerler arasında yer aldığını ve bu bölgeyi korumalarının, buranın gelecek kuşaklara tahribata uğramadan bırakılması açısından önemli olduğunu vurguladı. CHP’li Av. Kılıç, Türkiye’de altın için her yıl 4 bin 500 ton siyanür kullanıldığını belirterek, bunun da insan sağlığı açısından ne kadar tehlikeli olduğunu kaydetti.

"HANGİ AKP’LİNİN ORTAKLIĞININ OLDUĞUNA BAKILMALI”

AKP’nin, iktidarının sonuna yaklaştığını hissettiği ve bunu anladığı için, doğa katliamına neden olabilecek maden, mermer ve taş ocaklarının açılmasına ve buralardan rant elde edilmesine izin verdiğini ifade eden Av. Sevda Erdan Kılıç, şöyle konuştu: “O maden ocaklarında hangi AKP’linin kayıtlı ya da kayıt dışı ortaklığının olduğuna mutlaka bakılmalıdır. Biz sonuna kadar, bu maden ocaklarının açılmaması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bu rant kavgasının sona ermesi için mücadele edeceğiz. Gerçi AKP iktidarından sonra ortada bir rant kalmayacağı için bu kavgaları mutlaka sona erecektir ama bizler Cumhuriyet Halk Partililer olarak, bu iktidar döneminde gerçekleşen, küçük ya da büyük bütün rantların hesabını mutlaka soracağız. CHP iktidarında bunun sorumluları hesabını verecektir.

Bu ülke ve kaynakları belli bir zümrenin ya da kişinin değildir, bütün halkındır. Bu ülke siyasi parti ayırımı yapmaksızın hepimizindir ve bu ülkeye sahip çıkmak da hepimizin görevidir. Biz Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP olarak, ülke ve kaynaklarına sahip çıkma konusunda üzerimize düşen sorumluluğu bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerine getireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”