GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Kültür-Sanat
2 Mart 2020 Pazartesi 11:00

Folkart Gallery'de Fikret Mualla sergisi

Folkart Gallery, 2020 yılının ilk sergisinde Paris Ekolü’nün özgür ve özgün paleti Fikret Muallâ’ya ev sahipliği yapıyor. “Yalnız ve Yaralı Bir Hayat: Fikret Muallâ” isimli sergi Folkart Gallery’de ziyarete açıldı. 

Folkart Gallery’de düzenlenen açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Vali Yardımcısı Erhan Günay, Bayraklı İlçe Belediye Başkanı Serdar Sandal, Narlıdere İlçe Belediye Başkanı Ali Engin’in yanı sıra kentin önde gelen isimleri katıldı. Aynı zamanda oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve yazar Tamer Levent ile sinema ve tiyatro oyuncusu Zeliha Berksoy ve ünlü ressam Ali Kotan da sergi açılışına gelen isimler arasındaydı. Yüzlerce davetlinin katıldığı serginin açılışı yoğun ilgi gördü.

SOYER: “FİKRET MUALLA’YA EV SAHİPLİĞİNDEN GURUR DUYUYORUM”
Serginin açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Çok tarihi ve heyecan verici bir gün. İzmir’de Fikret Muallâ’ya ev sahipliği yapmak çok gurur verici. İzmir daima sanatın, sanatçının şehri oldu. Diliyorum ki İzmir bundan sonra çok daha fazlasına ev sahipliği yapacak. Fikret Muallâ’nın büyüklüğü deha olmasıyla birlikte onun olağanüstü soyutlama gücünden de geliyor. İnsanlığı ileri taşıyan şey, her zaman soyutlama gücü olmuş. O nedenle Fikret Muallâ gibi bir ustaya İzmir’in ev sahipliği yapmasından gurur duyuyorum. Tüm Folkart ailesine ve Mesut Sancak’a şükranlarımı sunuyorum” dedi.

SANCAK: “ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ”
Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, “İzmir’de 15. sergimizi açıyoruz. 15 sergide 600 bin sanatseveri ağırladık. İzmir’in kültür sanat olma şehri olma hedefine katkı sağladığımız için mutluyuz. İzmir’in kültür ve sanat şehri olması hedefine yönelik İzmir Büyükşehir Belediyemizin ve bizleri onurlandıran sayın Tunç Soyer başkanımızın çalışmalarına her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da belirtmek isterim” diye konuştu.

LEVENT: “TARİHİ BİR ANA ŞAHİT OLUYORUZ”
Oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve yazar Tamer Levent ise “Bu, çok önemli bir gece, tarihi bir an. Çünkü Türkiye’de ilk defa bu çapta bir Fikret Muallâ sergisi açılıyor. Bu açılışa katılan siz değerli davetliler, tarihi bir ana şahit oluyor” şeklinde konuştu. 
Sinema ve tiyatro oyuncusu Zeliha Bersoy da,Türkiye’nin ilk opera sanatçısı olan annesi Semiha Berksoy’un Fikret Muallâ ile ilgili anılarını anlatarak, Fikret Muallâ’nın ne kadar önemli bir sanatçı olduğunu vurguladı. 

SERGİ HAKKINDA
“Yalnız ve Yaralı Bir Hayat: Fikret Muallâ” isimli sergide sanatçının 55 eseri yer alıyor. Sergide sanatçıya ait mektup, kitap ve kişisel eşyalar; kişisel ve kurumsal koleksiyonlardan derlenen eserleriyle buluşuyor. Proje direktörlüğünü Fahri Özdemir’in yaptığı sergi 17 Mayıs 2020 tarihine kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Sergi, Pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü sanatseverlere açık olacak. Folkart Gallery, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu ise 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret açık.

SIRA DIŞI BİR ÖMÜR
Türkiye sanat tarihinde “Paris Ekolü” olarak nitelenen dönemin sıra dışı fırçası Fikret Muallâ, İzmir Folkart Gallery'de yeni yılda açılacak ilk sergi ile sanatseverlerle buluşuyor. Fikret Muallâ Saygı; Avni Arbaş, Hakkı Anlı, Albert Bitran, Hale Asaf, Abidin Dino, Nejad Melih Devrim, Remzi Paşa, Mübin Orhon gibi imzalar ile aynı “ekol”de anılıyor. Bohem, sıra dışı ömrü ile de kayıtlara geçen Fikret Muallâ Saygı, tümü kayıtlı ve sertifikalı 55 özgün çalışması ile sanatseverlerle buluşacak. Sergi için özel olarak 400 sayfalık bir albümde hazırlandı. 

ESERLERİ HAKKINDA
Fikret Muallâ resimlerinin konularını, çoğunlukla kahveler, sirkler ve sokaklar gibi, Paris yaşamının gündelik ayrıntıları oluşturuyor. İçinde yaşadığı bohem çevrenin insanını resmine konu olarak alan Muallâ, daha çok guvaş tekniğine yakınlık duyup, bu teknikle çok hızlı çalışabilmiş olmakla birlikte, yağlıboyayı da suluboya ve guvaşı kullandığı ustalıkla kullanmasıyla tanınıyor. Akademik ve eleştirel çevrelerde ise, resmin kuramsal sorunları üzerine çalışmalar gerçekleştirmeyen sanatçının, çağdaş akımlara katılmadığı görüşü, ağır basıyor.