GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Güncel
13 Eylül 2021 Pazartesi 14:09

Eski ortağından Pekcan'ın şirketine şok suçlama!

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan'a ait “Nanoksia” adlı şirketin eski ortağı “Komtek İletişim Teknolojileri” adlı şirket, Pekcanların şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan suç duyurusu dilekçesinde, TCK 157 ve 158 maddeleri öne sürülerek “Nitelikli Dolandırıcılık Suçu” işlendiği iddia edildi.

NASIL ORTAK OLDULAR
OdaTv'nin haberine göre; dilekçede, şirketin Pekcanlarla ortaklığa girişi şöyle anlatıldı:

“Şüpheli NANOKSİA BİYOTEKNOLOJİ SANAYİ VE TİCARET AŞ., Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde görüleceği üzere  01/03/2019 tarihinde Nanobiontech Arge İnovasyon Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., Karon Mühendislik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Ve Dilek BAĞDATLIOĞLU tarafından 3 ortak olarak kurulmuş ve 1 yıl için şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak Dilek BAĞDATLIOĞLU yönetim kurulu başkanı olarak seçilmiştir. Daha sonra 24.02.2020 tarihli genel kurul kararı ile Dilek BAĞDATLIOĞLU, şirketi münferiden temsile yetkili olmak üzere 24.02.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiştir. 10.08.2020 tarihli genel kurul kararı ile HASAN PEKCAN A Grubu imza yetkilisi olarak şirketi münferiden temsile yetkili olarak 10.08.2023 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanı, Dilek BAĞDATLIOĞLU B Grubu imza yetkilisi olarak (sınırlı yetki) 10.08.2023 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve Kürşat Seyfi DEMİREZEN B Grubu imza yetkilisi olarak (sınırlı yetki) 10.08.2023 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçilmişlerdir.

10.08.2020 tarihli Genel Kurul Kararı ile Hasan PEKCAN’ın şirketi münferiden temsile yetkili olarak seçilmesinden sonraki şirketi yönetim tarzı, satış politikası ve harcama kalemleri, Yönetim Kurulu Üyesi Dilek BAĞDATLIOĞLU tarafından olumlu karşılanmamış ve yönetimde huzursuzluk baş göstermiştir. Bu ve benzeri sebeplerden, Dilek BAĞDATLIOĞLU, kendi hisselerini devretmek istediğinde, şüpheli şirket Yetkilisi Hasan PEKCAN ile Dilek BAĞDATLIOĞLU arasında yapılan görüşmeler sonucunda, şüpheli şirketin “NANOKSİA” markası ile üretim ve satışı yapılan dezenfektan ürünlerinin Türkiye ve KKTC.de 2 yıl süre ile özel sektörde tek yetkili bayilik hakkının Müvekkil Komtek İletişim Teknolojileri San. ve Tic. Ltd.Şti.ne verilmesine yönelik anlaşma yapılması karşılığında, Dilek BAĞDATLIOĞLU’nun şüpheli şirketteki 1/3 hissesinin tamamını ve öncelikle “NANOKSİA” markasının (Dilek Bağdatlıoğlu şüpheli şirket kurulmadan evvel “NANOKSİA” markasını Türk Patent Enstitüsünde kendi adına kaydetmiştir) tüm haklarını Nanoksia’ya devredilmesi konusunda ve hisse devir sözleşmesi ile Tek Bayilik Anlaşmasının aynı gün aynı anda imzalanması konusunda anlaşmaya varmışlardır.

Yukarıda belirtilen anlaşma sonucunda, 29 Eylül 2020 tarihinde Dilek BAĞDATLIOĞLU’nun şüpheli şirketteki 1/3 hissesinin tamamı eşi Cemalettin BAĞDATLIOĞLU tarafından vekaleten, Hasan PEKCAN’a devredilmiştir. Konuyla birebir bağlantılı olmamakla birlikte, Hasan PEKCAN tarafından söz konusu hisselerin tamamı kendi adına geçirilmiş olup diğer ortakların haklarının göz ardı edildiğini de belirtmekte fayda vardır.”

“NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURLARI OLUŞMUŞTUR”
“Aynı gün aynı anda, Muhatap Şirket ile Müvekkil Şirket arasında 7 sahifeden ibaret ‘BAYİLİK SÖZLEŞMESİ’ imzalanmıştır” denilen dilekçede, sözleşmenin imzalanmasından itibaren 2 yıl süre ile “TEK BAYİLİK” hakkı tanındığı belirtildi.

Ancak, 29 Eylül 2020 tarihindeki pay devrinin ve aynı gün imzalanan Tek Satıcılık Sözleşmesi niteliğindeki Bayilik Sözleşmesinin üzerinden henüz 3 ay bile geçmeden, şüpheli şirketin sözleşmeyi feshettiği anlatıldı.

Dilekçede, sözleşmenin feshinin ardından yaşananlara şöyle dikkat çekildi:

“Sözleşmenin fesih tarihi 23 Aralık 2020’dir. Sözleşmemizde feshin sonuçları ile ilgili maddelere uygun olarak gereğini yapmanızı fazlaya ilişkin her türlü haklarımızı saklı tutarak ihtar ederiz.” denilerek, şüpheli şirket ile Müvekkil şirket arasında aktolunan mezkur Tek Bayilik Sözleşmesi hiçbir haklı neden gösterilmeksizin şüpheli şirket tarafından Anayasa, TTK, TBK. ve ilgili Yargıtay İçtihatları ve Doktrindeki tüm görüşlere tamamen aykırı olarak haksız olarak feshedilmiştir. Konu ile ilgili TTK, TBK. da yer alan Yasal Hükümler, Tek Satıcılık sözleşmesi ile ilgili olarak doktrinde yer alan tüm görüşler ve ilgili tüm Müstakar Yargıtay içtihatları incelendiğinde, Muhatap şirketin sözleşmeyi belirtilen şekilde feshinin, Hukuka aykırı haksız fesih olduğu konusu tartışmasızdır. Bu yolla şüpheli şirket, müvekkil şirketi dolandırmak suretiyle zararına neden olmuştur.

TCK m. 157'ye göre, ‘Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.’

Bu suçun nitelikli hali olarak ‘Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında’ İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Bu kapsamda şüpheli şirket yetkilileri açısından nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmuştur.”

Suç duyurusu dilekçesinde, Bakan Pekcan’ın eşi Hasan Pekcan’ın sözleşmenin feshinin ardından anlaşmak üzere verdiği sözleri de tutmadığı iddiası şöyle anlatıldı:

“Şüpheli şirket yetkilileri hileli hareketlerde bulunmuştur. Şüpheli şirket yetkilisi Hasan PEKCAN’ın, 1/3 şirket hisselerinin sahibi olan Dilek BAĞDATLIOĞLU’nun şirketteki hisselerinin tamamını, mezkur bayilik sözleşmesi ve özellikle sözleşmede yer alan; sözleşme süresi, sözleşmede yer alan Türkiye ve KKTC’nin çalışma bölgesi olarak belirlendiği alanda tek yetkili bayi olması ve muhatap şirketin müvekkil şirkete 2 yıllık sözleşme süresi sonuna kadar toplam 220,000 litre ürünü teslim edeceği yönündeki taahhüdü karşılığında, 29 Eylül 2020 tarihinde devraldıktan sonra Müvekkil şirketin tek yetkili bayi olduğu çalışma bölgesinde sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olarak sözleşmede belirtilen istisnalar haricinde bizzat satış yapmasının yasak olduğu tüzel kişiliklere 18 ton civarında satış yapması ve bu itibarla sözleşmeye uymaması ve daha sonra da sözleşmenin imzasından itibaren henüz 3 ay dahi olmadan sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi sonucunda, şüpheli Şirket Yetkilisi Hasan PEKCAN’ın, Dilek BAĞDATLIOĞLU’nun şirketteki 1/3 hissesini bedelsiz olarak devralmak amacıyla hileli ve yanıltıcı olarak hareket ettiğini ortaya koymuştur. Şüpheli şirket yetkilileri, hileli davranışlarla müvekkil şirketi aldatmış, müvekkil şirketin zararına olarak kendilerine yarar sağlamış ve kanunda suç unsuru olan fiilleri işleyerek nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşmasına sebebiyet vermişlerdir. Bu kapsamda şüpheli şirket yetkililerinin nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarında kamu davası açılarak cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.”

“ÜRETİLEN DEZENFEKTANLARDA MANTARLAŞMA”

Pekcanların eski ortağı olan şirketi, 4.715.000.00 TL zarara uğrattığı öne sürüldü. Noter yoluyla paranın talebine olumsuz yanıt verildiği belirtildi. Pekcanların şirketinin ayrıca ortağı olduğu şirkete satış için “ayıplı dezenfektanlar” verdiği ve bu durumun bildirilmesine rağmen gereğinin yapılmadığı öne sürüldü.

Dilekçede bozulan ürünlerle ilgili şu iddialar ortaya atıldı:

“Şüpheli Nanoksia şirketi yetkilileri, üretilen dezenfektanlarda mantarlaşma, etken sorunu olduğunu, bunu gidermek için ruhsat dışı kimyasallar karıştırıldığını ifade etmişlerdir. Ekte bulunan videoda mantarlaşmış ambalajlı ürünlerin imha edilmesi gerekirken edilmeyerek, Nanoksia'nın İstanbul merkezli ofisinde yıkandığı ve süzülüp tekrardan ambalajlandığı görülmektedir.”

Suç duyurusunda Pekcanların şirketiyle ilgili şu talepler iletildi:

“Şüphelinin TCK madde 157-158  devamında düzenlenen dolandırıcılık suçunun nitelikli halinden cezalandırılması amacıyla hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılmasının talep edilmesini, şüpheli hakkında kamu davası açılması halinde kamu davasına müşteki sıfatı ile kabulüme karar verilmesini arz ve talep ederim.”