GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Yerel Yönetimler
3 Ocak 2022 Pazartesi 10:39

Dirençli kent İzmir hedefine bir adım daha...

30 Ekim depreminin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kenti afetlere karşı dirençli hale getirmek için kurduğu Türkiye’nin en kapsamlı yapı ve zemin laboratuvarı TSE onayı aldı. Uluslararası standartlarda çalışmalar yürüten Çiğli’deki Egeşehir Laboratuvarı, ülke çapında deney kapsamı en geniş merkez oldu. Başkan Soyer, “İzmir’de yaşayan herkesin kendini güvende hissetmesi için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin en kapsamlı deprem araştırmaları ve risk azaltma projelerini hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çiğli’de kurduğu yapı ve zemin laboratuvarı Türk Standartları Enstitüsü (TSE) onayı aldı.  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir'i afetlere dirençli kılma vizyonu doğrultusunda 30 Ekim depreminin ardından Büyükşehir Belediyesi iştiraki Egeşehir A.Ş. bünyesinde kurulan Egeşehir Laboratuvarı, TSE tarafından verilen “Deney Laboratuvarı Onay Belgesi”ne sahip laboratuvarlar içinde deney kapsamı en geniş merkez oldu. Beton, kaya ve zemin incelemelerinde ihtiyaç duyulacak “46 ayrı deney ve test yapılabilir” onayını alan tek laboratuvar olan merkezin Türkiye’ye örnek olması hedefleniyor.



“Ortak akılla çalışıyoruz”
Merkezin İzmir’deki binaların yapı güvenliği ve zemin araştırmalarında ihtiyaç duyulan deney ve testler için ulusal ve uluslararası standartları karşılayabilecek altyapıyla kurulduğunu söyleyen Başkan Tunç Soyer, “30 Ekim İzmir depremi öncesinde Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. Depremden 10 gün gibi kısa bir süre sonra çeşitli üniversitelerden akademisyenler, afet yönetiminde paydaş kurum ve kuruluşların temsilcileri, ilçe belediyeleri, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla ‘İzmir Depremi Ortak Akıl Buluşması’ düzenledik. Türkiye'de deprem ve afet konusunda uzman bilim insanlarının içinde yer aldığı Afet Bilim Kurulu’nu oluşturarak deprem çalışmaları için bütçemizden 200 milyon lira kaynak ayırdık. İzmir’de yaşayan herkesin kendini güvende hissetmesi için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Dirençli bir kent inşa etmek için ortak akılla çalıştıklarını da belirten Soyer, “Egeşehir Laboratuvarı tüm kurum ve üniversitelerle işbirliği içinde projeler yapmaya, yeni uzmanların yetişmesine ve deney yöntemlerinin geliştirilmesine de katkıda bulunacak ” dedi.



“Yapı sağlığıyla ilgili her şeyi yapabilecek durumdayız”
Egeşehir A.Ş. Genel Müdürü Ekrem Tükenmez ise “30 Ekim depremi bize saha çalışmalarında gerekli olan test, deney ve analizler için altyapı ihtiyacı olduğunu gösterdi. Depremden sonra Ortak Akıl Buluşması’nda yapı envanteri yapılması, planların gözden geçirilmesi, fay hatlarının incelenmesi ve mikrobölgeleme çalışması yapılması gibi öneriler ortaya çıkmıştı. Bütün bunları yapmak için de altyapıya ihtiyaç vardı. Bunun üzerine İzmir’deki mevcut binalar için risk analizi yapacak ve zeminle ilgili test ve deneyler için ulusal ve uluslararası standartları karşılayabilecek nitelikte bir laboratuvar kurduk. Artık 46 farklı deneyi yapabilecek durumdayız. Riskli yapı tespiti de dahil olmak üzere yapı sağlığıyla ilgili her şeyi yapabiliyoruz. Laboratuvar aynı zamanda zeminle ilgili kaya ve toprak deney ve testleri için teknik altyapıya sahip. Doğada göremediğimiz yerler var. Yüzeye ilişkin yorum yapabiliyoruz ama bir de yeraltı dediğimiz, bilemediğimiz bir alan var. Bu merkez işte göremediğimiz bu alanları da tanımak için kurgulandı” diye konuştu. Hem riskli yapı tespiti hem de geniş alan ölçeğinde zemin araştırmalarının yapılabileceği bu kapsamda bir laboratuvarın örneğinin Türkiye'de olmadığını söyleyen Ekrem Tükenmez, “Bu merkezin bir enstitüye dönüşebilecek ve bilim insanı yetiştirecek kapasitesi var” dedi.



Dayanım parametreleri tespit ediliyor
Egeşehir Laboratuvarı Beton Laboratuvarı Bölüm Yöneticisi, inşaat mühendisi Ulaş Bağcı ise bina risk analizlerinin nasıl yapıldığına değinerek “Riskli yapı olarak nitelenen binaların kolonlarından aldığımız karot numuneleriyle basınç dayanımı testi yapıyoruz. Ardından analiz programlarını da kullanarak risk tespitine geçiyoruz. Dolayısıyla zemin koşullarının tespiti, yerel zemin sınıflandırması, zemin ve kaya türlerinin sınıflandırılması, zemin profilleri, şişme-oturma, taşıma gücünü tespit etmeye yönelik deney ve testler yapılıyor” dedi.

Zemin Kaya Laboratuvarı Bölüm Yöneticisi, jeoloji mühendisi Gözde Nazlı Kalbaz ise “Arazi koşullarını temsil eden numuneler üzerinde iki aşamalı deneyler yapılıyor. İlk aşamada zeminin fiziksel özelliklerini, yani malzemeyi tanımlıyoruz. İkinci aşamada cihazlarla dayanım parametrelerini tespit ediyoruz ve bu parametreleri ilgili kişilere yönlendiriyoruz. Onlar da proje aşamasını tamamlıyor” diye konuştu.

Laboratuvarda hangi testler yapılıyor?
Laboratuvar, riskli yapı tespiti ile zemin etütleri için gerekli deney, analiz ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik cihaz ve ekipmanlarla donatıldı. Merkezde riskli yapı tespitine yönelik tahribatsız-geri sıçrama deneyleri, basınç dayanımı, beton basınç dayanımının yerinde tayini, karot alma ve muayene ve basınç dayanımı, sertleşmiş betonun yoğunluğunun dayanımı tayini gibi testler yapılıyor.
Ayrıca zemin deneyleri kapsamında üç eksenli UU deneyi, direkt kesme, konvansiyonel ve otomatik konsolidasyon, kıvam limitleri, tane boyu dağılım, özgül ağırlık ve konik penetrasyon ile birlikte tam otomatik ve bilgisayar kontrollü olarak rezonant kolon ve burgusal kesme, statik üç eksenli basınç dayanımı ve konsolidasyon, şişme deneyleri gerçekleştiriliyor. Laboratuvarda bulunan “rezonant kolon burgusal kesme deney cihazı” ile numuneler üzerinden zeminlerin deprem sırasındaki kayma rijitlikleri, dayanımları ve deprem hareketini sönümleme özellikleri doğrudan ölçülerek ve bu veriler ile zeminlerin deprem sırasındaki yer hareketini büyütme, sıvılaşma gibi davranışları daha hassas biçimde değerlendirilir hale geliyor.