GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Filiz Ekinci
YAZARLAR
26 Mayıs 2021 Çarşamba

Pandora’nın Kutusunda Kaldı Umut

Tanrıların ve insanların babası Zeus, insanlara belâ olsun diye, ilk kadın olan Pandora’yı gönderdiği anlatılır mitolojide.Yunan didaktik şiirinin babası ünlü ozan Hesiodos’un “İşler ve Günler” adlı eserinde anlatılan Pandora Efsanesi, Ortadoğu’da yaşandığı tahmin edilen mitolojik olaylar silsilesidir.

Efsaneye göre; Hephaistos, Zeus’un buyruğu üzerine, bir parça toprak alıp suyla karıştırır. 

Yüzü ölümsüz tanrıçalara, bedeni ise güzel genç kızlara benzeyen bir kız biçimine sokar toprağı.

Athena, elişlerini, renk renk kumaşlar dokumasını öğretir ona ve süslü kuşağını sarar beline.

Kharitler, altın gerdanlıklar takarlar boynuna.

Hora’lar, bahar çiçekleriyle donatırlar saçlarını.

Hermeias, bir köpek yüreği bir tilki huyu  koyar  içine  ve  doldurur  göğsüne  yalan  dolanı.

İşte bu güzel ve belalı yaratığa ‘’tanrılar armağanı’’ anlamına gelen Pandora denilir.

Tanrılar yeryüzüne indirmeden önce Pandora’ya bir kutu vererek, asla açmamasını söylerler ve onu Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a sunarlar. Ancak merakına yenilen Pandora, günlerden bir gün kutuyu açar. Pandora kutunun kapağını hemen kapasa da olan olmuş ve kutunun içinden çıkan hastalıklar, acılar, kederler, kötülükler tüm dünyaya yayılmıştır.

Kutunun içinde bir tek umut kalmıştır. Bu nedenle de o günden bu yana insanlar kötülüklere karsı koyma cesaretini ve gücünü kendilerinde bulmuşlardır.

Pandoranın kutusu açıldığında dışarı fırlayan acı gerçekler ile kutudan çıkamayan umut’un savaşımı olmuş insanoğlunun yaşamı.

Bu savaşımda, bazen gerçekleri görmek istemeyiz…

Gerçekler, canımızı yakar, içimizi acıtır.

Hayal kırıklığına uğratır, güvendiğimiz dağlara karı yağdırarak…

O zaman umuda sarılırız...

Umut ederek bekleriz, kötü günlerin bitmesini…

Huzurlu bir hayatı…

İş-aş kaygısı olmadan yaşamayı…

Umut ederek bekleriz, yeniden mutlu olmayı….

Büyük hayallerimiz olmasa da ‘’ağrısız aşım, kaygısız başım’’ demek isteriz.…

Yarınların bugünden daha güzel olacağını umut etmek iyi gelir ruhumuza.

Susarak bekleriz, içimizde binlerce çığlığa inat…

Görünen gerçekler klavuz istemediğinde, bazen umut etmek de yetmez…

Gerçekler, zamanın zembereğinden boşalmışcasına akar günyüzüne…

F. Nietzsche ‘’Umut, kötülüklerin en kötüsüdür; çünkü, işkenceyi uzatır'' demiş.

Zeus, insanlara kötülük etmek amacıyla Pandorayı yaratırken,kutunun içinden çıkanların değil de umudun daha çok insana eziyet edeceğini düşünmüş olabilir mi?

Yoksa, eylemsiz bir umudun umut olamayacağını, sadece Godot’yu beklemek olacağını mı söylemek istemiştir?

İrlandalı oyun yazarı, Samuel Beckett’in iki perdelik tiyatro oyunu, ''Godot'yu Beklerken'';Oyunun iki kahramanı Vlamdimir ve Estragon hiç gelmeyecek Godot’yu beklerler.

Gelmeyeceğini anladıklarında gitmeye karar verirler ancak gidemezler.

Çünkü, beklemek artık Godot’yun gelmesinden daha önemli olmuştur.

İki kahraman hayatın beklemekten ibaret olduğunu düşünmeye başlamışlardır.

Onlar için bir yaşam şeklidir artık Godot’yu beklemek.

Umut bir gün çıkıp da, Vlamdimir ve Estragona Godot’yu getirir mi?

Nietzsche, umudun kötülüklerin en kötüsü olmadığı üzerine bir söz eder mi?

Ve insanoğlu, zamanın zembereğinden boşalan acı gerçekler karşısında, Pandoranın kutusunda kalan umudu alıp gelir mi?