GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Filiz Ekinci
YAZARLAR
4 Ağustos 2021 Çarşamba

Kral çıplak

Bazen öyle olaylar olur ki o güne kadar sırtınızı döndüğünüz tüm gerçekler bir tokat gibi patlar yüzünüzde,
Görmek istemediğiniz,
Kaçtığınız,
Kulağınızı tıkadığınız tüm doğruların,
Söylenmiş tüm gerçeklerin ateşi sarar yüreğinizi …
Doğru bildiklerinizin yanlış olduğunu,
Yanlış bildiklerinizin ise doğru olduğunu görürsünüz...
Doğrunun ne  olması gerektiğini anlarsınız...
O an sabır  yük olur...
Hoşgörü yük olur...
İyiniyet yük olur…
Susmak yük olur...
Avazınız çıktığı kadar bağırmak istersiniz,
Kral çıplak...
Kral çıplak...

**

Uçan kuşun yanan kanadında gerçeği görürsünüz....
Ormandan yükselen  alevler gerçeklik olarak kapınıza kadar gelmiştir. 
Gerçekliği düşünürsünüz,
Gerçeği görürsünüz,
Sizi böylesi bir körlüğe sürükleyen  durumu sorgulamak ilk kez gelir aklınıza....
Geç kalmış farkındalığınızın  altında ezilir yüreğiniz...
Bugüne kadar bunları neden göremediğinizi düşünürsünüz...
Neden anlayamadığınızı ?
Neden görmek istemediğinizi ?
Neden sustuğunuzu ?
Neden korktuğunuzu ?
Gerçeğin değişmediğini anlarsınız....
Siz görseniz de görmeseniz de gerçek gerçektir.
Siz kabul etseniz de etmeseniz de değişmez....
Gerçekler dün de böyleydi...
Bugün de aynıdır...
Yarında değişmeyecektir...
Bugüne kadar fark edemediğiniz...
Red ettiğiniz....
Kaçtığınız...
Sustuğunuz...
Korktuğunuz...
Umursamadığınız...
Bin bir bahaneyle görmek istemediğiniz gerçekler, gökyüzüne yükselen ateşin kızıl aleviyle karşınızda durmaktadır...

**

Bugüne kadar yaşadığınız körlüğe inat...
Gerçeklik, karşınıza  dikilmiştir...
Binlerce ağaçtan yükselen yangının sesiyle...
Ormandan kaçan/kaçamayan canların feryatlarıyla...
Beni gör artık...
Beni anla artık...
Benden kaçma...
Beni kabul et...
Beni fark et... 
Ben gerçeğim!
Sıyrıl tüm kimliklerinden...
Sıyrıl korkularından...
Sıyrıl  geleceğini var ettiğini sandığın, ama aslında geleceğini yok eden,düşüncelerinden...
Duygularından...
Önyargılarından...
Öfkenden....
İntikam duygundan....
Mazeretlerinden....
Çıkarlarından...
Sadece insan olarak kal...
Sadece''onurlu bir insan olarak kal'' diye bağırır yüzünüze yüzünüze...

**

Görmek istemediğiniz tüm gerçekler  tespih taneleri gibi alevlerin arasına saçıldığında,  birer kor olarak düşer yüreğinize,
Aklınız karışır...
Vicdanınız sızlar…
Gerçekler, gökyüzünü kaplamış kül bulutlarının arasından çıkıp aydınlatır karanlığınızı…
Karanlıktan çıkmanın yolunun, yangının ortasından geçmek olduğunu anlarsınız....
Anlarsınız ki kapınıza dayanan gerçekleri görüp kabul etmek, aslında insanca yaşamanın koşuludur bir yerde...
Bulunamayan bir kova suyun...
Ateşi söndürmek için atılamayan bir kürek toprağın, acısı çöreklenir yüreğinize…
Uçan bir kuşun kanadının alev alışı gibi alev alır yüreğiniz....
Ormandan kaçan, kaplumbağanın yanmış halini görürsünüz,
Ormandan kaçamayan  canların yanık kokusu gelir burnunuza,
O an !
Yüksek perdeden söylenen sözlerin...
Verilen vaadlerin...
Savrulan tehditlerin...
Kavgaların...
Çıkarların...
Önyargıların...
Kimliklerin....
Birer birer vatan toprağından  yayılan ateşin sıcaklığında eriyip  yok olduğunu hissedersiniz...
İşte o zaman, yangının küllerinden çıkarsınız yeniden...
Zümrüdü Anka misali…