GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Filiz Ekinci
YAZARLAR
27 Temmuz 2021 Salı

İyiler kazanacak!

İyi ile kötünün savaşı dünya tarihi kadar eskidir. Bu savaş, eski çağlardan beri varlığını koruyarak bugüne kadar gelmiştir. Rivayet o ki bu savaşı sonunda iyiler kazanmıştır!

Albert Einstein, “Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil gibi kategorilere ayrılırlar. Halbuki bu kadar karmaşık değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar” demektedir.

Peki, iyi  ve kötü  nedir?

Bazı insanlara neden ‘’iyi insan’’ denilirken, bazı insanlara da ''kötü insan'' denilir?

Bazı insanlar kötücül davranmaktan kaçınırken, neden bazıları için kötücül davranmak normal bir davranış olarak görülür?

Dahası, iyi ve kötü kavramı göreceli olabilir mi?

İyi; İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan. Beğenilecek biçimde olan. Kötü karşıtı. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Doğru olan. Yeterli, yetecek miktarda olan. Yerinde, yararlı, uygun bir biçimde olan.

Kötü; İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan. Hoşa gitmeyen. Fena, iyi karşıtı. Zararlı ve tehlikeli olan. Korku, endişe veren. Kaba ve kırıcı olan. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.

Kötülük; Kötü olma durumu. Zarar verecek davranış, eylem ya da söz.

Kötücül; Kötülük isteyen (kimse). Kötü niyetli. Kötü huylu olan. demektir.

**

Sokrates, ''Erdem bilgidir ve hiç kimse bilerek kötülük yapmaz'' der.

Her gün, onca kötücül davranışı görüyor ya da yaşıyoruz….

Bu davranışlar bilerek ve istenilerek alenen yapılıyor…

Üstelik, ne erdem umurlarında, ne de bilgi….

Ne hak,hukuk umurlarında ne de adaletli davranmak…

Ahlak, etik, erdem kavramlarını da takmıyorlar…

Merhamet duygusunu ciddiye almıyorlar…

Vicdan sorgulamasını umursamıyorlar...

Kötülüğü mübah/hak olarak görüyorlar…

Başkalarının canını yakmaktan utanç ve üzüntü duymuyorlar....

Kötücül davranmaktan ne korkuyor ne de suçluluk duyuyorlar…

Başkalarına zarar vermekten adeta keyif alıyorlar…

Egosunu beslemek adına, kötücül davranmaktan çekinmiyorlar…

Kötüler, sadece kendi çıkarı söz konusu olduğunda, hak, hukuk ve adaletten bahsediyor...

Sadece, kendi çıkarı söz konusu olduğunda doğru davranmayı seçiyor...

Bu durumda, kötülük yapanları, erdemsiz, bilgisiz ve cahil olarak görüp boş mu verelim?

Ya da ahlaktan, hukuktan, merhametten, iyilikten ve erdemden nasibini almamış bu insanların cehaletine mi verelim?

Koca okullardan alınan diplomaların ve edinilen unvanların da cehaleti yenemediğini…

Bilginin erdem olamadığını gördüğümüzde ne yapacağız ?

O zaman kötülere karşı, iyileri nasıl koruyacağız?

**

Lev Tolostoy, ‘’Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar" demiştir.

Kötülere tahammül göstermek…

Kime karşı yapılırsa yapılsın doğru olmayan her davranış karşısında tarafsız kalmak…

Kötülük karşısında hakkını/ haklıyı savunmamak…

Bana dokunmuyor diye kötülüğü duymamak, görmemek ya da önemsememek....

Kötülüğe karşı kararlı bir davranış sergilememek…

Kötülüğe dur diyecek gücü varken sessiz ve seyirci kalmak...

Tolstoy'un dediği gibi kötülüğü azdırıyor...

Bu öyle bir azgınlık ki, kötülük yapmanın,''Günah işleme özgürlüğü''olduğu söylenebiliyor…

Kötülük, egonun şımartılmış son halini yaşıyor…

Arsızlığın ve azgınlığın izleri dolaşıyor insanlığın üzerinde…

İnsanlık, kötülüğün, paçozluğun ve cehaletin içinde debeleniyor…

**

Friedrich Nietzsche,‘’Ne çok gülmüşümdür, içinde binlerce kötülük bulunan ama kendini iyi biri zanneden zayıflara’’ sözü  bile tarihin sayfalarında nostalji olarak kalmış durumda...  

Günümüzde, kötüler artık kötü olduklarını gizlemiyor...

İyi olduklarına dair kimseyi ikna etmeye de çalışmıyor...

Ben iyiyim diyerek övünmüyor...

Kötüler artık göstere göstere kötücül davranışlarda bulunuyor...

Yaptıklarının hesabını vermeyeceğinin güvencesiyle, "yaptım ama bir sor niye yaptım?’’ tavrıyla yaptığıyla övünüyor...

Kötülerin artık yüzü hiç kızarmıyor...

Sesi titremiyor...

Utanmıyor...

Kötülük yapmanın sinsi sırıtışı var yüzlerinde....

**

Kötülüğün bu kadar yaygın olması, Sokrates'in dediği gibi ister kusurlu olan insanın erdemden uzak oluşuna bağlı olsun,

İsterse, kötülük cehaletten gelsin, önemli olan kötülüğün varlığı değildir.

Önemli olan, iyilerin kötülük karşısında alacağı tavırdır.

İyiler, kötülerin bir gün yaptıklarının bedelini ödeyeceğine inanır…

Sırtını birilerine yaslamayı düşünmez...

En büyük güç, onlara göre haklı olmaktır...

Doğru davranmakla, eğrinin belasını bulacağına inanır…

Bu nedenle de kendi halinde ve yalnız savaşır

Bazen de  yalnız kalır toplum/ topluluk önünde...

Oysa, kötüler kendi çıkarları için güçbirliği yapmaktan çekinmez....

Bu nedenle de kötülük örgütlü ve güçlüdür…

Bu güçle adeta iyiliğe ve iyilere meydan okuyor....

Kötülük, örgütlü olmanın sefasını sürüyor....

**

Albert Einstein; “Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir'' demiştir.

Dünyayı kötülükten kurtaramayız, ama iyilerin alacağı tavırla hayatı daha yaşanır hale getirmek mümkün…

Pes etmeden;

Yanlışa, yanlış olduğunu söyleyerek ...

Kötülere, kötülük yapıyorsun, dur diyerek...

Kötülüğün karşısında dik durarak…

Doğru olanın yapılmasını isteyerek…

Hak ve hukuku savunarak…

Adil ve etik davranılmasını talep ederek…

Kötülüğe karşı birlikte karşı koyarak…

İyiliğin/iyilerin yanında vargücümüzle yer alarak...

Yaşamak istediğimiz bir hayatı yaratabiliriz…

Güç iyilerde...

İyiler kazanacak...

****************

Yararlanılan Kaynak:

Türk Dil Kurumu Sözlükleri

https://sozluk.gov.tr/