GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Muzaffer Ayhan Kara
YAZARLAR
15 Kasım 2021 Pazartesi

İktidar Cephesinde Festival Başlıyor!

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, “Adım Adım 2023, İl İl Anadolu” programı kapsamında geldiği İzmir’de gündeme ilişkin konuşurken hükümet ortağı olmadıklarını, ortada bir koalisyon olmadığını ancak bir ittifak içinde olduklarını vurguladı. Karakaya ardından şu cümleleri kurdu:

"'Hükümet ortağı değiliz' ifadesi sorumluluktan kaçıyoruz anlamında bir ifade değil. 'Hükümet ortağı değiliz', biz daha objektif bakarız. Söylenenlerde haklılık payı olanlar ya da bizim gördüğümüz yanlışlar varsa bu yanlışları da biz dile getiririz."

Tabii Karakaya’nın İzmir’de yaptığı vurgu ve kurduğu cümlelerin referansı kuşkusuz ki MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin son grup konuşmasıydı.  

Ne demişti o konuşmasında Dr. Bahçeli, hatırlayalım:

“Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı’nın bir ortağı olsa da işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir, bunun yanı sıra TBMM’de denge ve denetleme göreviyle mesuldür.”

Dr. Bahçeli ne demek istemişti gruptaki kontrollü çıkışıyla? Bunu anlamaya çalışırken geriye dönmek şart.  

Anayasa Değişikliği İçin Referandum!

Ortada fol yok yumurta yokken, AK Parti’nin tek başına ne anayasayı değiştirme gücü ne de değişikliği referanduma götürme gücü yokken ani bir manevrayla Dr. Bahçeli, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a el vermişti. Bu eli tutan Erdoğan da ülkeyi referanduma götürerek rüyasında bile göremeyeceği gücü anayasa değişikliğiyle elde etmişti. Ha Veli Ali ha Ali Veli! Başkanlık Sistemi değil de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi! Sadece adı değişik.

Şimdi işler kötüye gidiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin suyu çıktı kısa zamanda. Baksanıza Sözcü’den Aytunç Erkin’e konuşan Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Cemil Çiçek bile ne diyor?

“Anayasa toplantısında 50+1’in hem bugün hem de gelecekte önemli sıkıntılara sebebiyet vereceğini ve Türkiye’yi bir kaosa sürükleyeceğini söyledim yine söylüyorum. Bu sözlerim iktidar ya da muhalefet yanlısı değil. Söylediğim cümleler gayet açık. 50+1 ciddi problem çıkarıyor. Gelecekte de çıkaracak.”

İşler Kötüye Gitmeye Başlayınca

Sadece sistemin suyu çıkmadı… İşler kötüye gidiyor. AK Parti de MHP’nin de içinde olduğu Cumhur İttifakı da erozyona uğramakta günden güne. BBP bile ikiye bölünme riskiyle karşı karşıya ve ‘muhalefet’ partisi gibi konuşmaya başladı BBP Genel Başkanı Destici. Böylesi bir tabloda Dr. Bahçeli’nin ‘muhalefet’ partisi olduğunu hatırlaması gayet doğal. Çünkü seçim yaklaştıkça sorumluluğu büyük ortağa atmak durumunda. Bu işler böyledir. İttifak da bir çeşit koalisyondur. Koalisyonla farkı, seçimden sonra değil, seçimden önce kurulmuş olmasıdır. Ortaklıklarda ‘tepişme’, ‘itişme’ ille olacak, ama açık ama örtülü. İşler iyi gitmemeye başlayınca şekil birdeki gibi ufak ufak açıktan dokundurmaların başlaması sürpriz değil. MHP bunu yapmadığı takdirde seçmen nezdinde zor durumda kalacağını çok iyi biliyor.

AK Parti ilk baştan itibaren koalisyonlara attı, tuttu! Koalisyonları ‘tu kaka’, ‘öcü’ ilan etti! Ne var ki sonunda adı ittifak da olsa bir koalisyona mecbur kaldı.

“Pragmatik Ülkücü”

Fakat AK Parti ve MHP’nin oyu 50+1’e yetmiyor artık. BBP de hem bölünme riski altında hem de ittifaka girerim ama bu kez kurumsal olarak diyor, ‘muhalefet’ jargonunu da elden bırakmıyor. Ne de olsa geçmişte CHP ile birlikte MHP gibi ortak cumhurbaşkanı adayı göstermişliği var. Zaten o dönem müşerref olmuştuk İzmir’deki bir karşılaşmada.

MHP’ye, Dr. Bahçeli’ye bakacak olursanız, DSP ve CHP ile, Ecevit ve Kılıçdaroğlu ile ortaklıkları yok mu? Hem de en üst perdeden var. DSP-MHP-ANAP (ANASOL-M) koalisyonunda Başbakan Ecevit’in çok istikrarlı ve saygılı Başbakan Yardımcısı Dr. Bahçeli’ydi. Keza, 2014’te MHP, CHP ile birlikte Erdoğan’a karşı ortak aday göstermişti.

Ecevit’e onca saygılı Dr. Bahçeli, günü gelince ‘kılıç’ çekip koalisyon hükümetini erken seçime götürmüş ve bir yerde Ecevit Hükümetine karşı parlamenter darbe sürecini ama bilerek ama bilmeyerek derinleştirmişti.

Peki “pragmatik Ülkücü” Dr. Bahçeli bugün de Erdoğan’a ‘kılıç’ çeker mi? Ecevit gibi Erdoğan’a da saygıda kusur etmemesi günü gelince yapacağını yapmayacağının güvencesi olabilir mi? En başa dönelim… Acaba Anayasa değişikliğinin yolunu açarken yoksa aslında bir ‘kurt kapanı’mı kurmak istemişti? Acaba Bunun için dönemin sonunu mu beklemişti?

Erdoğan 50+1’den Bin Pişman

Cumhur İttifakı cephesinde festival başlıyor. Gelişmeleri hep birlikte bekleyip göreceğiz. Bana kalırsa Erdoğan içinde bulunduğu sistemden bin pişman. 2002’de yüzde 34’le tek başına iktidara gelmişken şimdi 50+1’in ‘esiri’ olmak, ittifak adı altında koalisyonlara mecbur olmak, MHP’ye muhtaç olmak, BBP’nin ‘kaprisini’ çekmek de varmış kaderinde. Nasıl pişman olmasın ki.