GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Muzaffer Ayhan Kara
YAZARLAR
1 Temmuz 2020 Çarşamba

İZMİR’İN BÜYÜK FOTOĞRAFININ DİLİ

Tunç Soyer, Millet İttifakı’nın adayı olarak daha geniş kesimlerin de desteğiyle veya başka bir deyişle zımni ittifakıyla en yüksek oyla, yüzde 58 küsurla seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Vizyonuyla ve iki dönemlik ilçe belediye başkanlığı deneyimiyle adaylığa layık görüldü. Seçmen de iktidar blokunun onca aleyhte çabasına karşın teveccühünü önemli ölçüde Soyer’den yana gösterdi.

500 Günde Bir Memnuniyet Anketi Yol Gösterir

Salgın nedeniyle ertelediğim İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir yıllık performans değerlendirmesini ulusal ve yerel gazeteler ile sosyal medyadaki yansımalar üzerinden yapmaya çalışacağım bu yazıda. Ki, bu çerçevede eldeki veriler bilimsel bir zemin de ortaya koyacak; adeta çalışmalara ilişkin bir ayan tutacaktır. Bu noktada bir de öneride bulunmak isterim; İzmir Büyükşehir’in bir yıl için yapılamadıysa 500 gün için mutlaka bir “memnuniyet anketi” yaptırması çok yararlı olacaktır. Böylesi bir anketle belediye nereye ağırlık vereceğini, nereden kaçacağını, gündemine neleri alması gerektiğini görecek ve seçmenin, kentlinin tercihlerine bakarak hareket etme şansı bulacaktır.

Yöntemim

İzmir Büyükşehir’in geçmiş bir yılında icraat açısından gazete haberleri ve sosyal medyadaki örneğin tweeter paylaşımlarına bakıldığında icraata dönük nitelik ağırlık taşıyan ve nicelik olarak da kendisini hissettiren yansımaların ağırlık merkezlerinin kendimce belirlediğim konu başlıklarına göre şöyle oluştuğunu görüyoruz (Rakamlar birebir değildir, ancak yaptığım taramaya göre yuvarlak olarak geçerlidir):

Kriz Belediyeciliği: 120, Tarım:55, Turizm: 20, Altyapı-Ulaşım: 80, Doğa-Çevre: 75, Ekonomi: 75, Demokrasi ve Fırsat Eşitliği: 45, Dünya Kenti İzmir: 50, Kültür-Sanat: 20, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Kadın): 15, Gençlik: 15, Çocuk: 25, Yaşam Kalitesi: 10, Spor: 35.

Tablo Neyi Anlatıyor?

Bu tabloyu “büyük fotoğrafın dili” olarak okuyabiliriz. Peki bu dil bize ne söylüyor?

İzmir Büyükşehir, salgın günlerinde adeta kriz belediyeciliğinin kitabını yazmıştır. Yaklaşık 200 bin yoksul ve işini kaybeden eve koli girerken 40 bin yoksul aileye 400 TL nakit yardım yapılmıştır. Gönüllüler marifetiyle daldaki kirazdan enginar üreticisine kadar; maskeden dezenfektasyona kadar, askıda fatura uygulamasına kadar el uzatan İzmir Büyükşehir’in belediye başkanı Soyer hemen hergün sosyal dayanışmanın ve belediye hizmetlerinin sürdürülmesinin kaptan olarak hep başında olmuştur risk alarak. Hükümet bile maske olayının altında kalırken İzmir Büyükşehir maskematikler kurarak halka anında bedava maske dağıtmayı başarmıştır. Hijyen kolileri, kolonyalar onbinlerce eve ulaştırılmıştır. İzmir halkı da Büyükşehir’i yalnız bırakmamış, “Bizvarız” kampanyasıyla dayanışmaya HalkBakkal üzerinden koli yağdırmıştır. Ramazanda on binlerce aileye iftarlık desteği verilmiştir. Bu süreçte sağlıkçılara çok özel destekler verilmiştir. Başka bir vesile ile değindiğim gibi İzmir “kriz belediyeciliğinin başkenti” unvanını fazlasıyla haketmiştir. Bunun kıskançlığıyla da iktidarın saldırılarına maruz kalmıştır.

İzmir, salgının getirdiği olağanüstü koşullara karşın altyapı çalışmalarını önemli ölçüde sürdürmüş; metro çalışmaları sürdürülürken Çiğli tramvayında ilerleme sağlanmış, yollar boşken rekor ve üstelik kaliteli asfaltlama ve kavşak düzenlemeleri yapılmıştır. İZSU da önemli yatırımlar gerçekleştirmiştir bu süreçte. EnTaksi ve Garenta anlaşmaları olsun, kenti içi bisiklet yolları olsun kenti içi ulaşım anlamında çağdaş gelişmeleri İzmir’e kazandırmıştır. Yeni çağdaş otobüsler ve yeni bir feribot da bu süreçte devreye sokulmuştur.

İzmir Büyükşehir tarımdaki atılımını sürdürmüş; bu çerçevede mandacılık desteği başlatılmış, karakılçık ekim alanları genişletilmiş, çiçekçiler ve üretici kooperatiflere destek sürdürülmüş, yerli tohum ve güvenli gıda için faaliyette bulunulmuştur.

Turizm, ekonomi alanındaki çalışmaları büyük ölçüde atlıyorum; bu noktada çok farklı bir uygulama olarak sokak ekonomisi çalışmalarının ses getireceğini söyleyebilirim. Üretici pazarları, HalkBakkal, Kemeraltı’nı ihya yaklaşımı, güneş enerjisi ile katı atık yatırımları birkaç örnektir. İzmir Büyükşehir bu çerçevede kentin dinamiklerini ve gizil güçlerini harekete geçirmek için salgın döneminde bile gerekenleri yapmaktan geri durmadı. İzmir’i dünyaya açmak ve dünyayı İzmir’e getirmek için çok özel çalışmalar, temaslar yürütüldü geride kalan dönemde. İzmir’in önemli dünya ve Avrupa platformlarında temsiliyeti sağlandı.

Bizİzmir ve Kültürpark’taki İzmir Buluşmaları-Forumlar da önemli bir kazanımdır.

İzmir Büyükşehir kültür-sanat alanında altyapısını kurmak için çalışıyor. Opera binasından maada İzmir’de bir sinema endüstrisi endüstrisi, şehir tiyatrosu için çalışmalar sürüyor. Kadınlar ve çocuklar için Masal Evleri ileriyor. İlk kız yurdu bitti. Gençlik Merkezi kuruldu. Spora ve spor kulüplerine destek sürüyor. Maraton İzmir de geliyor.

XXX

Peki İzmir’de ilk bir yılda, salgını da içine alan geride kalan dönemde yapılanlar yeterli mi? Kuşkusuz değil… İzmir çok daha fazlasını hak ediyor. Ancak inanıyorum ki İzmir Büyükşehir henüz tam kapasitesini ortaya koyma fırsatı bulamayan kaptanı Tunç Soyer ile “planladığı daha fazlasını” İzmir’in kent dinamiklerinin de desteğiyle önümüzdeki süreçte yapabilecektir. İzmir, iktidarın birinci derecede engellediği, taş koyduğu bir büyükşehir. İzmir’in çağdaş kent dinamiklerinin, “muhalefet”teki siyasi unsurlarının bu bilinçle İzmir Büyükşehir’in etrafında kenetlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yerli yersiz ‘paçadan çekmeler’le olsa olsa iktidarın değirmenine su taşınır.

Zor günlerden geriye güzel anılar, dayanışmanın, dostluğun izi kalır. Salgın günlerinin büyük ölçüde sönümlenmesinden sonra Havagazı’nda gerçekleşen Dayanışma Gönüllüleri’ne Başkan Soyer’in teşekkür toplantısı geldi aklıma. İşte o toplantı bir işaret fişeğidir. Başkan Soyer, gençlerle kurduğu o görkemli bağı her alana taşıyabilirse İzmir kelimenin tam anlamıyla “şaha kalkar”.