GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Tülay Şahin Şencan
YAZARLAR
20 Mart 2021 Cumartesi

Devlet kadını, çocuğu korumaktan vazgeçmiştir!

Dün gece Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi feshedilmiş, verilen karar 20 Mart 2021 tarih, 3718 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, 42 milyon kadının kazanılmış hakkı elinden alınmıştır. Bir hukuk insanı olmamdan ziyade kadın kimliğim, kız evladım, hem cinslerim, memleketimin çocukları için yazmak istedim bu kez. Aslında kuracağım bütün cümleler, yazacağım bütün satırlar pek çok meslektaşım ve hem hemcinsim tarafından defalarca söylendi, yazıldı. Ancak bir kez daha söylemek, söylemekten vazgeçmemek benim de boynumun borcudur.

***

Bu sözleşmeyi karalamak bir bilinç yoksunluğudur. Sonucu barbarlıktır, erkek bedenini silaha dönüştürerek, toplumsal vicdanı yaralayan bir düzen kurma girişimidir. Muhafazakar yayın organları ve dini cemaatlerin, İstanbul Sözleşmesi’nin Türk Aile yapısını bozduğu ve eşcinselliğe yasal zemin hazırlandığı yönünde yaptıkları aleyhte propagandaları ve siyasi hesaplar yüzünden vazgeçilen bu sözleşme, bir kağıt parçası değildir. 

Kadını ve çocukları savunma yükü yalnızca biz kadınlara yüklenemez. İşte bu sebeple kurulmak istenen fiili düzene sesini çıkarmayan herkes, kimliğine, cinsiyetine, siyasi düşüncesine bakılmaksızın sabıkalı olacaktır.

İstanbul Sözleşmesi’nin tam adı Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. İstanbul kelimesi kadar yerli ve milli ama bir o kadar evrensel bir sözleşmedir.

Bu sözleşme şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan tüm kadınları ve çocukları korur. Birlikte yaşayıp yaşamadığına bakılmaksızın ev içi şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi olan kadınları, çocukları, yaşlıları, engellileri, göçmen ve mültecileri, LGBTİ+ ları kısaca herkesi korur. Çünkü bu sözleşme şiddeti bir insan hakkı ihlali olarak görür ve ayrımcılık olarak kabul eder.

İstanbul Sözleşmesi kadınlara, çocuklara uygulanan şiddetin namus, kültür, töre, din ya da gelenekler bahane edilerek üstünün örtülmesine karşı çıkar. Şiddetin hiçbir bahane kabul edilmeksizin suç olarak görülmesi gerektiğini vurgular.

İstanbul Sözleşmesi, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik ev içi şiddet, taciz amaçlı takip, tecavüz dahil cinsel şiddet, cinsel taciz, çocuk yaşta, erken ve zorla evlendirme, kadınların cinsel organına yönelik sakatlayıcı müdahaleler, kürtaj ve kısırlaştırmaya zorlama gibi tüm eylem ve işlemleri suç kabul eder.

***

Sözleşmenin Türk aile yapısını bozduğu söylemleri asılsızdır. Sözleşmede aile düzenine müdahale eden bir düzenleme yoktur. Konusu aile içinde ve dışında şiddetin önlenmesi ve uygulayanların cezalandırılmasıdır.

Evden uzaklaştırmalarda erkeğin mağdur olduğu iddiası doğru değildir. Tehdit eden, şiddet uygulayan, tecavüz eden erkek mağdur değildir.

İstanbul Sözleşmesi, sadece kadın beyanıyla, hiçbir delil olmaksızın erkeğin hapse atılmasına neden oluyor iddiası asılsızdır. İstanbul Sözleşmesi’nde sadece kadın beyanıyla verilen tek karar tedbir kararıdır, beyanla hapis kararı verilmez. 

İşte bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, kadın var olmaya çalıştıkça, güçlü hissetmek istedikçe tepesine binmek, evde, sokakta, gece, gündüz, toplu taşımada, iş yerinde ezmek, sindirmek, taciz etmek için fırsat kollayanlara prim vermek demektir. 

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, görevi, toplumsal cinsiyet eşitliğini hem yasalarında hem de toplumsal hayatta sağlamak ve şiddeti bitirmek olan devletin, kadınına, çocuğuna ben seni korumaktan vazgeçiyorum, başının çaresine bak demesidir.

Kaldı ki ; İstanbul Sözleşmesi’nden  çekilmek isteniyorsa, bu ayrı bir yasayla ve TBMM kararıyla mümkündür. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının yürütmenin tasarrufuyla yapılmış bir fesih şeklinde olması Anayasamızın 90. maddesine aykırıdır. Mevcut yasalarımıza bakıldığında, İstanbul Sözleşmesi Anayasa’nın 90. maddesine göre mecliste onaylanarak yürürlüğe girmiş uluslararası bir sözleşmedir ve hukuken hala yürürlüktedir.

*** 

İstanbul Sözleşmesi masumdur, mücadelemiz kadınlarımıza ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek içindir. Mücadelemiz aslında kadın sorunu değil, bir insan hakları sorunudur. Bu sorunun kaynağı eril iktidar, eril ekonomi, eril cinsellik, eril aşktır. 

İstanbul Sözleşmesini karalamaktan, kadınların kazanılmış haklarını tehdit etmekten vazgeçin!