GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Haluk Güney
YAZARLAR
5 Nisan 2021 Pazartesi

Bir protesto hikayesi...

Pınar Karşıyaka, ING Basketbol Süper Ligi’nde sezonun ilk yarısında İzmir’de 83-79 mağlup ettiği Fenerbahçe Ülker’e İstanbul’da 117-59 yenildi… Fark 58 sayı…

Bu yenilgi Pınar Karşıyaka’nın tarihine en büyük hezimetlerden biri olarak geçti…

Evet hezimet…

Alında “protesto” olsa da hezimet…

FIBA Şampiyonlar Ligi’nde oynayacağı Brindisi maçını gerekçe gösterek erteleme isteyen Kaf-Kaf, federasyondan gelen “hayır” yanıtını protesto etmek için  F.Bahçe karşısına gençleriyle çıksa da hezimet…

Sakın yanlış anlaşılmasın… Hezimet, hezimet derken, kayıtlara geçecek skor üzerinden konuşuyorum. Asla İstanbul’a günübirlik gidip F.Bahçe karşısında mücadele eden pırıl pırıl, alnı öpülesi gençlere bir sözüm yok… Onlar dün, Karşıyaka’nın, son yıllarda altyapıda yaşadığı erozyona rağmen, ne kadar önemli bir yetiştirici potansiyeli olduğunu gösterdiler… Hepsini kutluyorum…

Biz gelelim, bu işin öncesine…

Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Brindisi maçı, Pınar Karşıyaka için neden böyle hayati bir durum aldı?

FIBA Şampiyonlar Ligi I Grubu’nda mücadele eden Kaf-Kaf, önce İsrail’de 63-72 yendiği Hapoel Holon’a evinde 76-77,  sonra da grupta hiç galibiyeti olmayan Tofaş’a 90-79 yenildi de ondan… O maçlar kazanılsa, Karşıyaka için Brindisi ile oynayacağı maç, antrenman niteliği kazanacaktı.  Kaf-Kaf gençlerini protesto için değil,  onore etmek için bu maçta sahaya sürme fırsatı bulacaktı… 

Olmadı… Çünkü Pınar Karşıyaka son haftalarda müthiş bir düşüşteydi… Bu biiiir…

Pınar Karşıyaka o süreçte, ilk yarı deplasmanda 81-94 yendiği Bursaspor’a, evinde 84-85 mağlup oldu. Bu yenilgi olmasa, Kaf-Kaf F.Bahçe karşısında mağlup olsa bile 21 galibiyeti olacak, lig ikinciliği için yarıştığı rakibiyle eşit galibiyet sayısıyla ikili averaj hesabına girecekti. Yani F.Bahçe’ye 3 sayı farkla yenilse bile, lig ikinciliğini bırakmayacaktı…

Olmadı… Çünkü Pınar Karşıyaka’nın son haftalarda yaşadığı önlenemez düşüş, bunu da engelledi. Bu ikiiiiii…

Bu düşüşün nedeni, son haftalarda yaşanan sakatlıklar, bazı oyuncuların Covid 19’a yakalanması olabilirdi… Ama, oyuncuların sahadaki performansı, daha önce “antrenman boykotu” ile kokusu çıkan sorunları akla getiriyor, problem “Tamamen duygusal (!)” gibi görünüyordu…

Bu sıkıntıları öngörmek ve çözüm bulmak, yönetim ve teknik kadroya düşerdi. Ama ne yazık ki çözüm bulunamadı… Kritik yenilgiler üst üste geldi…

Ve sonra Fenerbahçe maçı öncesi yaşanan duruma gelindi.

Yönetim, “Kritik maçımız var, erteleme isteriz” diyerek topu federasyona attı…

Bu arada bir paragraf açalım… Daha önce Eurolegue maçları olduğu için, Fenerbahçe’nin, Efes Pilsen’in maçlarını bir çok kez ertelediğine şahit olduğumuz federasyonun, Pınar Karşıyaka’dan gelen bu talebe “hayır” demesi, adil değildi. Karşıyaka’nın, FIBA Şampiyonlar Ligi’nde verdiği mücadeleyi küçümseyen ve “Olsa da olur, olmasa da” tavrına giren federasyon ayıp etti…

Federasyondan erteleme talebine “hayır” yanıtı gelince Karşıyaka yönetimi,  “Sahaya gençlerle çıkarız” diyerek protesto resti çekti  ama, sesini fazla duyuramadı… Yapılan açıklamalar,  fazla yankı bulmadı…

Televizyon spikeri, F.Bahçe Ülker-Pınar Karşıyaka maçını anlatırken, Pınar Karşıyaka’nın as oyuncularını Brindisi maçını düşünerek, “sakatlanmasınlar” diye oynatmadığından söz etti durdu.  “Bu bir protesto” demedi. Üstelik, bir çok as oyuncusunu sahaya sürmesine rağmen, F.Bahçe’nin yıldızlarını oynatmadığının altını çizerek, sarı-lacivertli ekibi onore etti.

Sonuç olarak Fenerbahçe karşısında, bu kadroyla böyle bir skorun ortaya çıkabileceği belli miydi?

Evet…

Bu protesto, böyle bir sonucu göze alarak mı yapıldı?

Evet…

Peki Pınar Karşıyaka, “tarihe geçecek bu hezimeti” göze alarak ne kazandı?

Sadece ve sadece, F.Bahçe’ye karşı mücadele etme şansı bulan gençleri…

O halde Pınar Karşıyaka, “bir hezimet” pahasına kazanılan gençlere dört elle sarılmalı… “Bir musibet, bin nasihatten yeğdir” derler ya hani…  Kaf-Kaf bir musibet sayesinde elindeki değerin farkına vardı sanırım. Öyleyse artık, armaya, formaya aşkla bağlı olanlar,  “Parasız saadet olmaz” diyenlerden ayırmalı…  Kaf-Kaf eski günlerdeki gibi kendi çocuklarına sarılmalı.

Unutulmamalıdır ki, Kaf-Kaf, Fenerbahçe önündeki hezimeti, ancak “Farklı yenildik ama gençlerimizi kazandık” diyerek kabullenebilir. Tek teselli budur.