GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Muzaffer Ayhan Kara
YAZARLAR
16 Kasım 2021 Salı

Atatürk Anıtkabir’de Toprağa Verilirken Neler Yaşanmıştı?

Ege Telgraf yazarı Serkan Aksüyek, Atatürk’ün Anıtkabir’de toprağa verilmesi sırasında Hukuk Fakültesi öğrencisi iken gençliği temsilen orada olan hayattaki tek kişiyle, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden ile konuştu. O uzun röportajdan sözkonusu tarihi ana ilişkin bazı sorular ve yanıtlar şöyle (Ara başlıklar tarafımdan konuldu):

ÖZDEN, GENÇLİĞİ TEMSİLEN ANITKABİR’DE

-… Sizin orada bulunma nedeniniz neydi?

-… TMTF Yayın Komisyonu Başkanıydım. Dışişleri Bakanlığı, devletin protokolüyle ilgili kurumdur. Bu törende Türk gençliğini temsil edecek bir kişi bulunması için federasyona bir yazı yazdı. Federasyon da beni görevlendirdi. Bana verilen görev kapsamında Etnoğrafya Müzesi’nde 4 Kasım 1953 ile 10 Kasım 1953 tarihleri arasında saygı nöbetinde bulunacak 100 kız ve 100 erkek öğrenciyi belirledim.

-İlk duyduğunuzda ne hissettiniz bu görev verildiğinde?

-Atatürk öldüğünde ilkokul birinci sınıftaydım. Onu hiç görmemiştim. Ama her Türk gibi ölümü bende çok derin bir üzüntü yaratmıştı. İlk aklıma gelen soru, ‘Acaba onun o güzel yüzünü görebilecek miyim?’ oldu. Çok ama çok heyecanlandım.

MENDERES DE ORADAYDI

-Tabutun açılması sırasında orada kimler vardı?

-Dönemin başbakanı Adnan Menderes, Meclis Başkanı Refik Koraltan, İçişleri Bakanı Namık Gedik, Bakanlardan Celal Yardımcı, Ankara Valisi Kemal Aygün, Ankara Belediye Başkanı Atıf Benderlioğlu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Nurullah Tolon, gazeteciler, erkek teknik öğretmen okulu öğretmen, öğrenci ve müdürü, askerler, yabancı gazeteciler vardı. Büyük bir yuvarlak testere ile bulunduğu yerdeki mermer kapak gibi kesildi. Herkes içeri bakmaya başladı. İki kişi mermer zeminden aşağıya indi ve tabutu zincirlere bağlı. Ardından da vinç zincirlerine bağlı tabut ‘aman dikkat edin, yavaş olun’ komutları arasında ağır ağır yukarıya ve bizim bulunduğumuz seviyeye çıkarıldı.

-Tabut zarar görmüş müydü?

-Gül ağacından yapılan tabut ilk günkü gibi pırıl pırıldı. Parlak sarı sapları vardı. Çıkarılıp bizim bulunduğumuz seviyeye getirildiğinde üzerindeki Türk Bayrağı, hava ile temas ettiği için olsa gerek birdenbire dağıldı. Tabutu aldılar ve bir paravanın arkasına götürdüler. A.Ü. Histoloji ve Embriyoloji Kürüsü Başkanı Prof. Dr. Kamile Mutlu ve asistanları tabutu açtı. Kamile Hoca, Türkiye’nin ilk kadın patoloji uzmanı ve ilk kadın tıp profesörü idi. İşte ben de tam o anda merakla paravanın arkasına gittim.

ATA’NIN YANAĞINA DÜŞEN KAŞI

-…15 yıl sonra Ata’mızın yüzünde bozulma yok muydu?

-Hayır, emin olun hiç bozulmamıştı. Ancak yüzü açılırken, sarsıntıdan olsa gerek kaşının biri yanağının üzerine düşmüştü. (…)

-Ürkmediniz mi peki?

-Hayır. Yüzünü görünce çok saygı duydum. Çok sakin ve soylu bir yüzü vardı. Ne uyuyor, ne uyanık, ne kızgın ne de tebessüm ediyor gibiydi.Ölü yüzü gibi değildi yani. Sakince ve huzur içinde uyuyan bir insan gibiydi.

-Tam bir hafta sonra 10 Kasım’da naaş Anıtkabir’e nakledildi. O gün neler yaşandı?

-10 Kasım 1953 Salı günüydü. Atatürk’ün naaşı generallerin omuzlarında Etnoğrafya Müzesi’nden çıkarılıp Anıtkabir’e götürülmek için top arabasına konuldu. 67 ilden heyetler geldi. Saat tam 09.05’te top arabası hareket etti.

“SENİ SEVMEK MİLLİ BİR İBADETTİR”

-Ankara halkının törene katılımı nasıldı?

-10 Kasım 1953 sabahında Ankara’da muazzam bir kalabalık vardı. Ama aynı ölçüde sessizlik yaşanıyordu. Ağlayanlar, el sallayanlar vardı. Top arabası yürürken bandonun sesine sadece hıçkırık ve adım sesleri eşlik ediyordu. Saat tam dokuzu beş geçe Etnoğrafya Müzesi’nden top arabası hareket etmeye başladı. Etnoğrafya Müzesi ve Halk Evi binasının arasından geçilerek Numune Hastanesi önüne gelindi. Kortej hastanenin önünden sola doğru Opera’ya yöneldi. Opera’dan Ulus’a, TBMM binasının önünden geçilerek Anıtkabir’e gelindi.  Aslanlı Yol'un başında naaş askerlerin omuzlarına alındı ve mozole binası önündeki “Egemenlik Ulusundur” yazılı taşın üzerine kondu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar güzel bir konuşma yaptı ve “Seni sevmek milli bir ibadettir” dedi.

TÜRK GENÇLİĞİNİN KANI ATA’SININ TOPRAĞINDA

-Atatürk’ün mezarının bugün saygı duruşu yapılan mozolede olduğu sanılır. (…) Nerede yatıyor aziz Atatürk?

-Atatürk’ün naaşı mozolenin birinci katı olan Şeref Holü’ndeki sembolik lahit taşının yaklaşık 5 metre altında, toprağa kazılmış bir mezara defnedildi. Hepimiz dualarımız eşliğinde üzerine toprağımızı attık. Defin işlemi tamamlandıktan sonra içinde toprak bulunan üç kese getirildi. Keselerden birinde Atatürk’ün annesinin doğduğu yer olan Karaman’dan gelen  toprak vardı. İkinci olarak Atatürk’ün doğum yeri Selanik’ten gelen bir kese açıldı ve içindeki toprak serpildi. Üçüncü kesede ise Kıbrıs’tan gelen toprak vardı. Son olarak o kese de açıldı ve Ata’mızın toprağına serpildi. Bugün mezar odasının tam ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka ve çevresinde bütün illerden, Kuzey Kıbrıs’tan ve Azerbaycan’dan gönderilen toprakların konulduğu pirinç vazolar yer alıyor.

-Ata’mız mezarına indirilirken orada bulunan 10 kişilik heyetten hayatta olan olan tek kişisiniz. Sizden başka kimler vardı?

-Dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, İçişleri Bakanı Namık Gedik, Ankara Valisi Kemal Aygün, Ankara Belediye Başkanı Atıf Benderlioğlu, Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Atadan, manevi evladı Abdürrahim Tunçak, Atatürk’ün son genel sekreteri Hasan Rıza Soyak ve ben.

Atatürk’ün tahniti çözülmüş, İslami gereklere göre yıkanmış ve kefenlenmişti. (…) Her ilden toprak getirilmişti. Toprağa bir gece önce kız ve erkek öğrenci yurtlarındaki öğrencilerden aldığımız kanalr enjekte edildi. Atatürk’ün naaşı toprakla örtülürken kızkardeşi Makbule Hanım, sarsılarak ağlamaya başladı. (…)