GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Tülay Şahin Şencan
YAZARLAR
11 Şubat 2021 Perşembe

Aşkın A hali, E hali...

Aşk, insanlık tarihi kadar eskidir. Tarifi ise zamana, kültüre ve kişiye göre değişir. Dünyada ne kadar insan varsa o kadar da aşk tarifi vardır. Bana göre aşığa kendi aşkının tarifini yapma özgürlüğünü bırakmak en doğru tutumdur.

Aşk, sanat ve edebiyatla anlam bulur. Şiirler, mektuplar, resimler, heykellerdir aşka romantizm katan. Bazen çok sevip kavuşamamak, bazen de karşılıksız sevdalanmaktır birine. Anlatılır efsane olur, yazılır şiir olur, söylenir türkü olur.

Aşık Veysel'e sormuşlar: 

- Aşk nedir diye. Cevap vermiş üstad: "Oğlan kızı sever, eğer kavuşamazsa aşk olur".

Bana sorarsanız Ahmed Arif'in şiirleridir aşkın tarifi. “Terketmedi sevdan beni” dizeleriyle sevdiğine seslenen, yetim, sürgün, yüreği örselenmiş, başı dertte şairin tek kişilik sevdasını anlattığı şiirleri,  mektuplarıdır aşkın tarifi.

Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğum, 1990'lı yıllardı. Ahmed Arif'in kendi şiirlerini okuduğu kasetini almış, evirip çevirip dinliyordum. “Uy havar” diyordu, “Adiloş Bebe” diyordu, “Anadoluyum Ben” diyordu, “Otuzüç Kurşun” diyordu, “Hasretinden Prangalar Eskittim” diyordu.

İlhan Erdost'un söylediği gibi “mavzerine şiir doldurmuş şair”di Ahmed Arif. Şiirleriyle aşkın, bağlılığın en delikanlı halini anlatıyordu.

O yıl üçüncü sınıfın final sınavlarına hazırlanıyordum. Vergi Hukuku dersimizin hocasını sever, dersini sevmezdim, o yüzden çalışırken elim gayrı ihtiyari teybin play tuşuna gidiyordu. O'nun sesini duyduğum, şiirlerini dinlediğim an başka bir diyara ışınlanıyordum. Ne ders kalıyordu, ne sınav. Şiirlerini okumak, sesini dinlemek toprağa çıplak ayakla basmak gibi, sevdiğinin elini tutmak gibiydi. O Pazartesi gazetede okuduğum haberde 2 Haziran Pazar günü kalp krizinden vefat ettiği yazıyordu.Nasıl yaşamışsa öyle yazmış ve de öyle veda etmişti hayata.

Ölümünün üzerinden tam 29 yıl geçti. Ne zaman şiirlerini okusam aşkın en soylu, en beklentisiz, en derin ve en masum haline kapı aralar, buyur eder beni. O yüzden bugün ,O'nu ve karşılıksız aşkını, şiirleri ve mektuplarıyla anımsamak ve anımsatmak istedim.

***

Ahmet Arif, gazetecilik yaptığı yıllarda Leyla Erbil'le tanışır. Tanıştıkları dönem ikisi de yalnızdır. Leyla Erbil için dostluğun adıdır Arif. Ahmed Arif için ise tutkulu bir aşktır bu, yaşama tutunduğu daldır, şiir olur mısra mısra dökülür kaleminden.

“ Maviye çalar gözlerin,

  Yangın mavisine

  Rüzgarda asi,

  Körsem,

  Senden gayrısına yoksam,

  Bozuksam,

  Can benim, düş benim,

  Ellere nesi?

  En leylim gecede ölesim tutmuş,

  Etme gel,ne olur gel,

  Ay karanlık...”  diye seslenir Leyla'sına.

“Kaç leylim bahar,

 Hasretinden prangalar eskittim....”  diye haykırır O'na olan hasretini.

Mektuplaşmaya başlarlar. Birgün mektup yazar sevdiğine ama cebinde gönderecek 2.5 lira posta parası yoktur. O gün hamallık yapar ve 2.5 lirayı denkleştirip mektubunu gönderir sevdiğine. “Beklemesini, dayanmasını bilen biriyim. İhtiyarlayacak olsam bile seni bekleyeceğim” der.

*        “Lalikom!

Bir eyyam da sana Lalikom diye seslenicem” der, ”canım”der, “Leylim” der, her yazdığı mektubunda O'na olan aşkını, sevdasını, tutkusunu anlatır. 

*      “ Leylim, geldi mektubun. Teşekkür ederim. Kaç gündür ağzımın kenarında tembel bir cıgara yatıp gökleri seyrediyorum. Evle küsmüştüm, mektubun geldi diye barıştık. Bu akşam galiba üç kardeş biraz kafa çekicez” diyerek O'ndan gelen mektubun mutluluğunu anlatır.

***

Ancak zaman içerisinde Leyla Erbil eşi Mehmet Erbil'le tanışır ve Ahmed Arif'e ancak dost olabileceklerini söyler ve 1955 yılında evlenir.

Ahmed Arif için suskun bir kabulleniştir bu. “Sen ister dostum ol, ister sevgilim, yeter ki hayatımda ol” diye yazar mektubunda.Evlilik hediyesi olarak “Suskun” şiirini yazar ve gönderir:

“... Sus, kimseler duymasın,

Duymasın, ölürüm ha.

Aymışam yarı gece,

Seni bulmuşam sonra...”

***

1954-1959 yılları arasında devam eder mektuplaşmaları. 1967 yılında Ahmed Arif evlenir. 5 Mayıs 1977 yılında son bir mektup daha yazar.

* “Leylim... İngiltere’ye gittiğini gazetede okudum. Bu nedenle -dönüş zamanını bilmediğimden- sana teşekkürde geciktim. “Eski Sevgili”yi roman boyutlarında ele alabilirdin. Gene de çok güzel. Adını bana danışsaydın, “Eski” yerine “Ölümsüz” ya da “Sonsuz” olmasını isterdim...” diyerek eski olmayı kabullenmediğini, sevgisinin sonsuz ve ölümsüz olduğunu hatırlatarak son mektubu ile veda eder O'na.

Şiirlerine aşkının mührünü basıp, tepeden tırnağa, yiğitçe, öyle içten, öyle derin sevmiştir Leyla'sını.

Leyla Erbil, mektupları yıllarca saklamış ve kendisinin ölümünden sonra yayınlanmaları şartını koymuştur. Ancak hastalığı ağırlaşınca bu kararından vazgeçip yayınlanmalarına karar vermiştir. Ahmed Arif'in kendisine yazdığı mektuplardan oluşan kitap basıldığında ise Leyla Erbil artık hayatta değildir.

***

Dilerim aşka inanan ve onun kıymetini bilecek olanlara Ahmed gibi sevmek, Leyla gibi sevilmek nasip olsun.

***********************************

Kaynakça : İş Bankası Kültür Yayınları

                    Leylim Leylim