GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Cengiz Kütükçü
YAZARLAR
1 Kasım 2019 Cuma

AVM çalışanlarının yıllardır sömürülmesi

Koton firması sendikalaşan işçileri işten çıkarmasıyla gündemde. Bu konuda ağzı olan herkes konuşuyor. Bir de olayın iç yüzünü, 25 yılını perakende mağazacılığa vermiş, mesaisiyle, maddi sıkıntılarıyla yaşanmışlıkları bulunan birinden duyun.
Vahşi kapitalizmin ülkede birkaç tane merkezi var. Ama en önemli ikisi bana göre; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve sadece AVM'lerde değil tüm mağazacılık sektöründe çalışanların bulundukları yerler... O kadar acımasızdır ki sistem, buralarda çalışanların çoğunluğu satış, bütçe kota adına başta mobing olmak üzere, nefret suçları kapsamına giren davranışlarla karşı karşıyadırlar.
Yaklaşık 12 yıl, bu nedenlerle Beymen'den 3 kez ayrılıp 4 kez geri döndüm. Aynı şekilde Bursa'da yönettiğim mağazada bana verilip personelime verilmeyen maaş zammına tepki göstererek istifa edip sonra iş verenin 7 kez telefon açması sonrası personele zammı kopararak geri döndüm.
Beymen'de şefim bana askı atmıştı, ben de işi bıraktım ve 15 gün sonra başka bir departmana satış temsilcisi olduğum mağazaya kat şefi olarak geri çağrıldım.
Bursa'da AVM'de 3000 metrekarelik Mudo mağazasını açtık. 29 satış temsilcisi kadrom vardı. Açılıştan saatler sonra, gece yarısı Mudo'nun sahibi Mustafa Taviloğlu giderken beni çağırdı. "Yarın 7 kişinin işine son ver, fazla kadron var" dedi. Ben "yapamam" deyince bağırıp Buket ismindeki koordinatöre "Bu Cengiz ne diyor" dediğinde kapanan AVM'de sesimiz çınlıyordu. Herkes şaşkınlık içindeydi ve ona dedim ki "Bu insanlar 15 gündür ücret almadan bugünü beklediler, çalıştılar. Sıfırdan mağaza açıldı ve sadece yemeğe çalıştılar..."
Tek yaptığı şaşkın bir şekilde "öğlemi" demek oldu, yüzüme bakamadan gitti. Tabi zaman içinde bazı arkadaşlarla yolumuz ayrıldı. Ama o geceki zaferimi hayatım boyunca yaşayacağım. Taviloğlu bugün bile bende heyecan uyandıran, Cem Boyner'le birlikte en sevdiğim patronlarımdandır. Çünkü bana her zaman inandılar.
Burdan yola çıkarak şunları söylüyorum; Mağazacılıkta sendikalaşma olmaz. Kaldı ki Türkiye'de sendika mı kaldı. 1 yıl dolmadan o insanlar işten çıkarılıp yeniden alınırlar. TBMM'de danışmanlara da bunlar yapılıyor.
Patronlar hep ağlar "iş yok kiralar yüksek" diye ama gerçek şu; AVM'lerde çoğu firma kira ödemiyor. Cirodan pay veriyor. Yoksa bir semtteki 5 AVM'de aynı markalar yüzlerce metrekarede var.
Ayrıca çalışanların maaşı asgari ücretten yatıyor. Bu insanlar yarın emekli olduklarında kaç lira emekli maaşı alacak. Prim adı altında verilenler çerez parası. Sosyolojik olarak bakıldığında evlenenler genelde aynı sektörden oluyor. Ne hafta sonları var ne de paraları. Bayramlarda insanlar tatile gider, onlar ilk gün saat 14.00'ten sonra işe. Tiyatroya pikniğe gitmeyeli yıllar olmuştur. Ev iş hastane arasında mekik dokurlar. Bakın en çok sigarayı onlar içer. Son dönemde birçoğu üniversite mezunudur. "Tezgahtar" diye bilinen satış temsilciliği işini yaparlar. Hastaneden çıkmazlar. Emekli olduklarında varisler, ayak ağrıları, bel ağrıları kaderleri olmuştur. Şimdi sizden ricam; empati yapın. Alışveriş yaparken onlara iyi davranın, onlar zaten kader kurbanı...